28° Parçalı az bulutlu
  • EURO 6.63
  • DOLAR 5.90

KÖY ENSTİTÜLERİ / Fatma Zehra KÖSELEY

Eğitim - 16 Nisan 2019 00:49 A A
balikesir24saat

Tarih , 17 Şubat 1923 yer İzmir.
Tarihimizin o meşhur “İzmir İktisat Kongresi” nde Mustafa Kemal Atatürk geleceğimizin eğitim ve öğretiminin temelini oluşturan ilkelerin tespitlerini şöyle özetler.
” Evlâtlarımızı o şekilde eğitmeli ve terbiye etmeliyiz, onlara o şekilde bilgi, anlayış vermeliyiz ki, ticaret, ziraat ve sanat dünyasında ve bütün bunların faaliyet alanlarında verimli olsunlar, etkili olsunlar, çalışır olsunlar, ameli bir organ olsunlar. Bundan dolayı eğitim programımız, gerek ilköğretimde, gerek orta öğretimde verilecek bütün şeyler, bu bakış açısına göre olmalıdır. ”
***
Bu görüşler ışığında Türkiye sevdalısı , aydınlanmacıların birlikte başardığı “Köy Enstitüleri ” kurulur.
Köy Enstitüleri temelini fikir olarak ortaya atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
O muhteşem öngörüsü , dehası, eğitim ve üretim ilkelerine dayanan Köy Enstitüleri 1940 yılında 17 Nisan günü hayata geçirilir.
İsmail Hakkı Tonguç bu muhteşem okulların kurucusu olarak eğitim tarihimizde bir efsane olur.
Anadolu , yıllarca süren savaşların sonunda , yoksuldur. Onurla , kanla , irfanla kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti , kalkınmak ve muassır medeniyetler düzeyine ulaşmak amacındadır.
Askeri zaferlerle kazanılan tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti , ekonomik zaferleri de kazanmalıdır.
Bu amaçla;
Onurlu ve yoksul köy çocukları Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık geleceğini bu okullarda kurmak için yola çıktılar.
İlk mezunlar köylere dağıldığında “köylü milletin efendisidir” diyen Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü unutmadılar
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk kültürüne sahip çıktılar.
Köy çocukları, bu okullarda okuyup köylerine dönmeye başladılar.
Köylüler aydınlıklara kavuşuyor, cehaletin ezdiği onurlu ve yoksul köy çocukları üretiyor, kazanıyor ve başarıyorlardı..
Toprak uyanıyor, köylü kazanıyordu.
Cehaletin karanlığını yırtan bir güneş gibiydiler..
Kalkınma ve aydınlanmanın beşiğiydiler.
***
Köy Enstitüleri tamamen bir Türk Eğitim projesidir.
Ülkemizin 7 bölgesini saran , kucaklayan okullarla eğitimde büyük başarılara koştular.

Cehaletin ve bilgisizliğin kol gezdiği , vatanın belini büken yoksulluğun altında salgın hastalıklarla boğuşan halkımızın derdine deva olan Köy Enstitüleridir. Bu gerçeği asla değiştiremeyiz. Köyünden gelen yoksul ve çalışkan çocuklar, enstitüden mezun olunca, köylerine eğitilmiş bir öğretmen olarak dönerler. Köyün doktoru, öğretmeni, demircisi, marangozu ve köyün ışığı olurlar. Büyük bir kalkınma ve eğitim mucizesidir o canım okullar. Yoktan var edenlerin, emeği ile başaranların en gururlu eseridir.
Köy Enstitüleri, kurulduktan sonra 4 yıl içerisinde,163 gezici başöğretmen, 2 bin 757 öğretmen, 265 gezici sağlık memuru yetiştirmiştir.
Kurulan Köy Enstitüleri .
1- Akçadağ Köy Enstitüsü / Malatya 1940
2- Akpınar Köy Enstitüsü – Ladik / Samsun 1940
3- Aksu Köy Enstitüsü /Antalya 1940
4- Arifiye Köy Enstitüsü/ Sakarya 1940
5- Beşikdüzü Köy Enstitüsü / Trabzon 1940
6- Cılavuz Köy Enstitüsü / Kars 1940
7- Çifteler Köy Enstitüsü / Eskişehir 1937
8- Dicle Köy Enstitüsü / Diyarbakır 1944
9- Düziçi Köy Enstitüsü / Adana 1940
10- Erciş Köy Enstitüsü / Van 1948
11- Gölköy Köy Enstitüsü / Kastamonu 1939
12- Gönen Köy Enstitüsü / Isparta 1940
13- Hasanoğlan Köy Enstitüsü / Ankara 1941
14- İvriz Köy Enstitüsü / Konya 1941
15- Kepirtepe Köy Enstitüsü / Kırklareli 1938
16- Kızılçullu Köy Enstitüsü / İzmir 1937
17- Ortaklar Köy Enstitüsü / Aydın 1944
18- Pamukpınar Köy Enstitüsü / Sivas 1941
19- Pazarören Köy Enstitüsü / Kayseri 1940
20- Pulur Köy Enstitüsü / Erzurum 1942
21- Savaştepe Köy Enstitüsü / Balıkesir 1940


17 NİSAN KÖY ENSTİTÜLERİ BAYRAMI…
Anası öldüğünde o henüz on yaşında bile değildi.
Savaştepe – Karacalar Köyü tren yolundaki kazada gözleri önünde kaybettiği anasının ardından, Kütahya – Tavşanlı hattında makinist olan eniştesinin yanına gönderdiler.
Ablası Mihriye hanımın ve Eniştesi İbrahim Öksüm’ün yanında yaz tatilinin bir kısmını geçirdikten sonra Savaştepe Tren yollarında ” yol çavuşu ” olan babasının yanına döndü . Babası işe gidince , ablası Şaziye hanıma gidiyordu. Evleri yan yanaydı.Ama anasızdı. Babasını beklemekten çok sıkılıyordu. Eniştesi Mustafa Çalı Zafer mahallesinde kahvehane işletiyordu. Bir gün ona gidip şöyle dedi.
– Ben ablama söyledim, burda çıraklık yapacam. Eniştesi karşı çıktı. Annesiz çocuğu çalıştırıyor derler, olmaz dedi. O inat etti.” Sen istemesende ben ablama söyledim. Çalışacam işte .Çok canım sıkılıyor. Ziya Efem beni yanına almıyor. Sen delikanlı olunca benle gezersin diyo. Akşam babam gelene kadar oyun da yetmiyor ki. Ben çalışacam dedim ya. Ne olursun enişte beni işe al. -Burası benim ablamın da sayılır bi kere.
Çalı eniştesi gülmeye başlar. Tamam , sen patron ol o zaman.
Kahvede akşam üzeri kalabalıklar artınca koşturmak ilk günlerde çok keyifli geldi.
Paraları kasaya koyarken, eniştesine takılıyordu. Patron kim ? Patron ben diye gülümsüyordu.
Kahveye ilkokul öğretmeni geldi o gün. Gidip elini öptü.
– Babanla bugün görüştüm, Köy Enstitüsü sınavlarına götüreceğim sizleri. Diğer arkadaşlarınla okulun önünde pazartesi günü sabah erkenden tertemiz giyinip hazır olun..
Annem sağ olsaydı şimdi bahriyeli elbisemi yıkar ütüler öyle giydirir dedi ablasına. Ablası Şaziye ona çıkıştı, Hayatım , sen koca delikanlısın artık. Bahriyeli elbiseleri olmaz dedi.
Eşine seslendi Şaziye hanım,
– Beribak, Hayati’ye yeni kıyafet alın. İmtihana bey gibi gitsin. Ablası ile göz göze geldiler, koşup sarıldı ablasına. Annesine sarılır gibi.

(Savaştepe Köy Enstitüsü yıl 1948  Mehmet  Hayati  Köseley arşivi)

Savaştepe, artık ona ana olmuştu.
Savaştepe Köy Enstitüsü artık onun eviydi.
Üretmeyi, çalışkanlığı, insan olmayı, öğretmenliği burada öğrendi.Kendi okullarını kendileri yaptılar.
Minicik elleriyle Savaştepe Köy Enstitüsü’nde duvar örmeyi, mandolin , keman ve bağlama çalmayı öğrenen, eğitim çınarı olarak 46 yıl bu ülkeye emek veren, Türkiye 7’nci Baş İzcisi olmayı başaran , o küçük adam benim babam.
Minicik elleriyle , dayanışarak taşıdıkları tuğlalarla bize kocaman bir okul bırakan o küçük adamlar. Küçük kızlar, çoban yıldızlarımız..
Eğer bugünlerde bilim ve aydınlık geleceğimiz adına güzel şeyler hala var ise, bunları sizlerin büyük çabalarınıza borçluyuz. Başardığınız büyük işler için sizlere minnetarım.
Köy Enstitülü tüm gidenlerimize bin selam olsun.
***
Toprağına ve Köyüne sahip çıkan genç kızların ve genç erkeklerin bu büyük başarısı cezasız kalmadı. Çok söylenen bir söz , buraya tam yerine denk geldi..Yazmasam ayıp olacak. Yazayım da , ayıp olmasın.
” Bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz”
Ve aynen dediğimiz gibi oldu..
Toprak ağalarının hışmına uğradılar.
Politika denen çıkarcı ilişkiler yumağında bir toprak ağasının hırslarına kurban edildiler.
Dünyanın Türkiye’den örnek alıp uyguladığı ” Köy Enstitüleri ” çirkin ve aç gözlü politikacıların baskısı sonucunda kapatıldı.
Gericiler ve yobazlar çılgınca alkışladılar, bu okulların kapanmasını.
***
Savaştepe Köy Enstitüsü mezunu olan babam, bize aldığı eğitimin gereği önce dürüst ve çalışkan olmayı öğretti.
Özel bir sohbetin arasına, fırsat eğitimi yaparak özetle şunları söylerdi.
” Emeğin değerini bilin.. Üretmeden , çalışmadan kazanamazsınız. Bu ülkenin her karış toprağında binlerce genç insanın canı – kanı ve alın teri var. Bunu hak edecek kadar dürüst olun. Çalışkan olun. Vatanımızı işgal eden düşmanları çok zor kovduk. Şehit dedelerinizin kefensiz bedenleri Çanakkale ve Sarıkamış’ta yatıyor..Onlara ahde vefa duyun.. Devletine ve milletine saygılı ol. Bunlar kulağınızda küpe olsun”
Bu konuşmaları babam öğretmenimiz olarak bize yaparken, annem, hep aynı sözünü sık sık tekrarlardı. ” Su uyur düşman uyumaz. ”
Ailemizde, vatan bilincimizin temelleri atılıyordu , biz çocuktuk..
Savaştepe Köy Enstitülü Mehmet Hayati Köseley, Dumlupınar İlkokulu Müdürü olarak emekli olduğunda , onu arayıp kutladım.Hayırlı olsun, babam, bizler de , senin kadar eğitimle iç içe 46 yılı yaşadık say. Anılarını anlatan notlarını yayınla demiştim. Geleceğe ışık tutsun. Babam, anılarının köy öğretmenliği dönemini keşke kendi kaleminden geleceğe aktarabilseydi..
Kısmet değilmiş. Akılda kalanları , anılarda var olanları yazmak biz evlatlarının borcu olsun.
Eğitimde geldiğimiz son noktada , şu soruyu sordum kendime :
Babam; bu günleri görmediği için şanslı mı ?
– Bilemem ki !..
Köy Enstitülerinin yiğit kadınları, çalışkan erkekleri, bizlere bıraktığınız mirasa sahip çıkamadık.
Bizi affetmeyin emi..
***
Aşağıdaki yazı dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL’e aittir..
Köy Enstitüleri ile ilgili bu yazıyı okumadan geçmeyin..
Okurlarımın bundan haberi olsun istedim.
Hasan Ali YÜCEL. Savaştepe Köy Enstitüsü 1949 açıklaması.
Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, fırsat ve imkân eşitliği sağlanırdı. Ezberleyen öğrenci değil , okuyan, üreten, düşünen öğrenciler başarılı olurdu. Öğrenciler okullarına cep harçlıklarıyla değil emekleriyle “katkı” yaparlardı. Demokrasi sadece kitaplardaki tanımlarda değil yaşamın ta içinde olurdu. Daha nitelikli öğretmenler yetişirdi. Öğrenciler verilenle yetinmez, araştırır, bulur ve tartışırlardı. Boş zamanlarını müzik dinleyerek değil enstrüman çalarak; takım fanatikliği ile değil spor yaparak değerlendirirlerdi. Biz şu an sadece matematik problemlerini hızlı çözen çocuklar yetiştiriyoruz. Hepsi bu. Ötesi yok…
“Köy Enstitülerinin bütün günahı omuzlarıma, sevabı başkalarına olsun. O kurumların günahı bile bana yeter.”
Hasan Ali YÜCEL.
***
KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN KAPATILDI ?

” Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı röportaj:Gerçekler burada anlatılıyor.
“– Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?
-Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesi’nde okuttu. Komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.
-Peki, karma eğitimden dolayı mı kapatıldı?
-Hayır. Bu da değil bütün dünyada okullar karma eğitim kız erkek beraber okuyor.
-Peki ya neden?
-Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı. Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer! Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim onları topladım. Bir de batıdan buldum Eskişehir’den Emin Sazak. Sonra Menderes’le pazarlığa gittik. (Yıl 1950 seçimlerinin olacağı zaman) Dedik ki köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok ve Menderes’te 1950’de iktidara gelir gelmez köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı. Demokrat Parti iktidara geldikten sonra 27 Ocak 1954’te çıkarılan kanunla ” Köy Enstitüleri ” kapatıldı.
Aydınlığın beşiğine karanlıklar , yavaş yavaş , çökmeye başladı.
***
YÜCEL’İN ÇİÇEKLERİ.
Belgeselci Cengiz Özkarabekir’in yönetip çektiği ” Yücel’in Çiçekleri ” belgeseli 17 Nisan 2019 çarşamba günü Edremit Şükrü Tunar Kültür Merkezi’inde gösterimde olacaktır.
” Yücel’in Çiçekleri ” belgeseli memleketimde, Balıkesir Salih Tozan Kültür Merkezinde ise 18 Nisan günü gösterimde olacaktır.

Belgesel yönetmeni ve yapımcısı Cengiz Özkarabekir sayfasında Köy Enstitülerinin belgesel tanıtımına şu notu yazmış.
“Yücel’in Çiçekleri, 1940 yılında hayata geçirilen Köy Enstitüleri projesini dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ile arkadaşlarının, karşılaştıkları siyasal, toplumsal ve ekonomik zorluklara karşın verdikleri mücadele üzerinden anlatıyor.”
***
Balıkesir ve Edremitli hemşehrilerim, Cengiz Özkarabekir beyin bizlere sunduğu bu muhteşem belgeseli izlemeyi sakın kaçırmayın. 17 Nisan kuruluş yıldönümünde Köy Enstitülerinin belgeseli YÜCEL’İN ÇİÇEKLERİ aydınlıklara yol açsın , o mucizeyi bir kez de belgeselcinin gözünden , emeğinden izleyin.
Köy Enstitülerine her anlamda emek verenler, hepinize minnet ve sevgi ile sonsuz teşekkürler.
Aydınlıklarda kalın. Emeğin çocuklarına , Yücel’in Çiçeklerine bin selam ile..

Bu haber 527 kez okundu.
Eğitim - 00:49 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    YAĞLI GÜREŞ’TE BAŞKANLIĞI KAPTIRMIYORUZ!
    Türkiye Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Başkanlığı’na oy birliği ile Yücel Yılmaz seçildi. Edip Uğur’un istifasının ardından Zekai Kafaoğlu Birlik Başkanı olmuştu. Kafaoğlu’nun gidişinin ardından Yücel Yılmaz üçüncü başkan oldu. Türkiye Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Meclis Toplantısı, birliğin merkezi olan Balıkesir’de gerçekleştirildi. Birlik üyesi; belediye başkanları, meclis üyeleri, güreş ağalarının yoğun katılım gösterdiği meclis […]
  • 02
    “15-16 HAZİRAN DİRENİŞİ BUGÜNE DE IŞIK TUTUYOR”
    Tarihe 15-16 Haziran direnişi olarak geçen işçi direnişinin 49’ncu yıl dönümü nedeniyle Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde “Kıdem Tazminatımıza ve Emeklilik Hakkımıza Sahip Çıkıyoruz” mitingi düzenlendi. DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Hüseyin Hilmi Ovalı, ” İşçi sınıfı haklarına el uzatıldığında neler yapabileceğini bu şanlı direniş ile gösterdi. Dün sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı […]
  • 03
    BASİAD’DAN YENİ PAZAR ARAYIŞI
    Balıkesir Sanayici ve İş Adamları Derneği (BASİAD) Balıkesir firmalarının yeni pazarlara ve işbirliklerine ulaşması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. BASİAD, 18-23 Haziran 2019 tarihleri arasında Özbekistan’da ikili ticari görüşmeler gerçekleştirip, diplomatik ziyaretlerde bulunacak. Balıkesir Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD) Özbekistan’a ticari gezi düzenliyor. Gezinin öncelikli amaçlarından biri BASİAD üyelerinden Savaşlar Endüstriyel Soğutma firmasının uzak pazarlara daha kolay […]
  • 04
    45 YIL SONRA GELEN MADALYA
    1974’de Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan Burhaniyeli 10 gazi 45 yıl sonra madalya gururu yaşadı. Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Kıbrıs Harekatının 45. yılında 10 Kıbrıs gazisine madalya verildi. Kaymakamlık toplantı salonunda madalyalarını, Balıkesir Vali Vekili Şükrü Kara, Burhaniye Kaymakamı Hüseyin Öner, Balıkesir Aile Çalışma Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Çakır ve daire müdürlerinin elinden alan gaziler büyük […]
  • 05
    JEOTERMAL BİRLİĞİ
    Altıeylül, Karesi, Edremit, Bigadiç ve Sındırgı belediye başkanları Başkent Ankara’da düzenlenen T.C. Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği’nin 2019 yılı Olağan Meclis Toplantısı’na katıldı. Balıkesirli başkanlar parti ayrımı gözetmeden birlik ve beraberlik içinde hareket etti. Jeotermal kaynaklar açısından zengin bir ülke olan Türkiye’de, jeotermal kaynağa sahip belediyeleri bir araya getirmek ve kaynakları verimli bir şekilde kullanabilmek için […]

YAZARLARIMIZ

  • ÖĞRENCİ, SORU YERİNE SORUN ÇÖZEBİLECEK Mİ?

    Ziya Selçuk, liselerde dört yıl içinde yapacakları değişikleri,  “Orta Öğretimde Reform” diye 18 Mayısta sundu. Ekonomik, sosyal, mesleki yaşamın eğitim yolu ile yeniden üretilmesi ve dönüştürülmesi hedefi ile eklemlenmeyen, sadece genel liseler ile sınırlı bir modeli “ortaöğretim reformu” olarak sunmak; bütünsel bir eğitim reformunun parçası olması gereken ortaöğretim reformunun toplumsal dönüşüm için öneminin henüz anlaşılamadığını […]
  • Y’ANLIŞ K’ARARLAR S’ORUNU: YKS

    Bu ara hep yerel seçimler ve bilahare iptal olan İstanbul nedeniyle YSK konuşuluyor ama bu üç harfin hayatımızda önemi büyük ki bugün de aynı harflere takılıyız. Tekinin yerini değiştirmekle karşımıza çıkıyor: YKS. Ama YSK(Yüksek Seçim Kurulu) kadar popüler değil. Çünkü çok değişti ismi, bu son hali. ÖSS desek bilirsiniz. Bugün ve yarın üniversite sınavı var. […]
  • OĞUZ BOYLARI

    Selçuklu Devleti’nin yaşadığı yıllarda ve Moğolların önünden kaçan ya da onların ardından çeşitli şekillerde pek çok Oğuz boyu Anadolu’ya gelmeye devam etti.İlhanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Anadolu’nun doğusunda kurulan devletler, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen devletleri kısa zamanda güçlenip sınırlarını kapayınca, Asya’dan Türkmen göçü tamamen durdu. Hemen bunların ardından başlayan ve yüzyıllar süren Osmanlı-Safevi sürtüşmeleri hudut boylarını geçilmez […]
  • “ZİHİNDEKİ FOTOĞRAF”

    Terim ABD’li gazeteci-yazar Walter Lipmann’a ait. “Kalıplaşmış Yargının” “Zihindeki Fotoğrafı” Önyargının kalıplaşmış hali. Beton gibisi… Beton deyince Rumca’dan Türkçe’ye geçmiş bir deyim geldi aklıma. “Na to kefari, na to mermari”  “na” işte demekmiş. İşte kafa işte mermer… Solcular halkın değer yargılarına önem vermez kalıbı İstanbul belediye seçiminde kırıldı. Bu sağdan kırmaydı. Soldan kırmayı da Ovacık’ta […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • KAZDAĞLARI, NEDEN ELİMİZİN ALTINDA OLMASIN?!.

    Tüm dünyaca ünlü oksijen cenneti Kazdağları üzerine, birkaç yıl çalışılsa sayfa sayfa literatür taraması ve bölge ilgili uzmanların adım adım keşfetmesiyle doğal ve kültürel envanteri çıkarılabilir. Kazdağları’nın kapsadığı bölgenin doğa ve kültürel varlıkları tümüyle kayıt altına alınabilir. Gelecek nesillerin bu güzelliklere tanık olması için yapılması zorunluluktur. Şu ana kadar kadar yapılmaması büyük bir kayıptır. Yapılması […]
  • T.C’DEN TCDD’NİN KARA TRENİ’NE!

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin T.C. ile ilgili önergeyi anlaşılmaz bir şekilde reddetmesinin ardından konu unutturulmak istense de  bir şekilde gündeme geliyor. Politika gazetesinden arkadaşımız Tarık Sürmelioğlu,“T.C. değil Türkiye Cumhuriyeti yazın” başlıklı yazısında olaya değişik bir açıdan yaklaştı. Sürmelioğlu, 16 Mayıs’ta  Kuva-yi Milliye Günü’nde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz‘a seslendi ve şunları yazdı: “Kuva-yı Milliye […]
  • “SEFER TASI BAKIRDAN, ASKERİMİZ FAKİRDEN” Fatma Zehra KÖSELEY

    Kolay değil sevdalanmak. Sevdanın eteğine takılan mert bir yüreğin çekip gitmek zorunda kalışını ve geride kalan acısını bilmeyene nasıl anlatırsınız ? Zordur desem ; ne kadar zoru nasıl anlatayım ? En iyisi size bir gerçek öyküyü alıntılayayım da , sizler karar verin. “Ankara Treni ” başlıklı bu yazıyı kim yazdı bilmiyorum. Yazarını aradım bulamadım. Öylesine […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘GURBETÇİ GAZETECİ’NİN GÖZÜNDEN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ- İbrahim ERGÜL

    Hafta içinde fırsat bulup Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısını takip ettim. Öncelikle sorunsuz 7. kata ulaşabildiğimi ve toplantıyı basına ayrılan bölümde rahatlıkla izleyebildiğimi belirtmeliyim. Lakin basin mensuplarIna ayrılan bölümün Balıkesirlilere haber akışını sağlayan gazetecilere çok da uygun olmadığını söylemek lazım. Meclis salonunda ki gelişmeleri en arka sıradan gözlemlemeleri çok zor. Sağlıklı bir haber akışı için […]
  • YOKSULLUK VE VARSILLIK

    Bu yazı kendime ait değil. Çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Yoksullıuk ve varsıllık bir kader değildir. İnsanlar ve her toplum kendi kaderini kendi yaratır. “Alın yazısı”kavramı ve “kader” kavramlarını dini  anlamda  tanımlamak ve anlatmak benim görevim değil. Dünyanın siyasi, ekonomik, kültürel, eğitim tarihlerine  bir göz attığımızda karşımıza çıkan olgular insanı etkilemektedir. Doğadaki kendi geleceği için bal […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • SAÇMALAMAYIN… Tanyol KIPÇAK

    Yıllar önce..90’lı yıllar diye aklımda kalmış..Siyasi parti liderlerinin TV’lerdeki açık oturumlarını hatırlıyorum…Demirel’den Erbakan’a..Ecevit’ten Türkeş’e.. Mesut Yılmaz dan Çiller’e.. Erdal İnönü’den Perinçek’e kadar..Bazen gergin, bazen esprili..Kantarın topuzunun kaçmadığı seviyeli oturumlardı…Oturumları yönetenlerde hiçbir zaman “taraf” olmazdı..Hiç isimleri üzerinde spekülasyon yapılmazdı.Ertesi gün gazetelerde karikatürler yayınlanır, esprili eleştirilerle liderler kendilerine yakıştırılan figürlerle çizgi ustalarının hedefi olurlardı..Bedri Koraman, Nehar Tüblek, […]
  • “İŞÇİ KIYIMI VE ADALETSİZLİK” RAMAZAN DİNLEMEZ

    Ramazanın gelişiyle birlikte bir ritüel haline getirilen iftar programları da başladı. Bandırma Belediyesi 1350 kişiye Bandırma, Edincik ve Aksakal’da hayırseverlerin desteği ile iftar yemeği ikram ediyor. Bandırma’da Ortaokulu önündeki iftarlara katılanlara baktığımızda bu yıl öğrencilerin ağrılıkta olduğunu görüyoruz. Oruçlu oruçsuz birçok insan burada karnını doyuyor. Zaten olması gereken de bu değil mi? İnsanları “oruçlu oruçsuz” diye […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • “AYVALIK’I ANLAMAK AŞKTIR”

    İlias Venezis “Eolya Toprağı” kitabının sonunu şöyle bitirir: “Ninem kafasını eğip hayatı boyunca onu koruyan sineye yaslıyor başını. Bir şey engelliyor, yerleşemiyor rahatça: ihtiyarın gömleğinin içinde bir kesek var sanki. -Ne var burada? diye soruyor hemen hemen kayıtsız bir edayla. Ninem elini kıyafetinin altına sokuyor ve bedenine değen, yürek atışlarını duyan küçük yabancı bedeni buluyor. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 90.787
    0,32%
  • ALTIN 254.24
    0,40%
  • DOLAR 5.901
    0,54%
  • EURO 6.635
    0,12%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link