16° Açık
  • EURO 6.75
  • DOLAR 6.04

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU!

Eğitim - 5 Mayıs 2019 23:09 A A

Türkiye de öğretmen yetiştirme 1970-1980 arasında bozulmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığının doğrudan kontrolünü yitirdiği Eğitim Fakülteleri döneminde ise akademik yaşam normları ile öğretmenlik mesleği umdeleri uzlaştırılamadı. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanları akademisyen ile eğitimci arasında iki cami arasında beynamaz durumu yaşadılar. Bu, öğretmen yetiştirmede geleneğe sahip çıkamamanın somut sonucuydu.  2000’li yıllardan sonra gelen AKP ise ortaya çıkan tahribatın üstüne deyim yerindeyse tüy dikti.

Bu bozulmanın ideolojik yapı ile doğrudan ilişkisi var. Ne demek istediğimi izin verin biraz açayım.

Bizde eğitimde modernleşme, Osmanlı devletini çökmekten kurtaracak, devlete sahip çıkacak asker-sivil elit yetiştirme ihtiyacından ortaya çıktı, eğitime ideolojik-politik müdahale içinde de gelişti (!). Öğretmen yetiştirme de bu süreçten payına düşeni aldı.

Köy Enstitülerini ortaya çıkaran, sonuçta toplumun, toplumsal değişimin ihtiyaç ve zorunluluklarıydı. Öğretmenlerin ancak üçte birinin öğretmen okulu çıkışlı olduğu koşullarda 12-13 yaşlarında çocukları bir yerde toplayıp, iş içinde sert bir biçimde şekillendiriyorsunuz. Bu yapıyı “demokratik” diye savunmak öyle kolay değil. Ne var ki Cumhuriyetin Kurucuları sonuçta halkın yaşamına dokunan bir yolda ilerlediler. Merkeziyetçi gelenek içinde hareket etseler de ellerindeki malzemeden kırsal alanı ekonomik ve sosyal yönden kalkındıracak lider yetiştirme gibi akılcı, gerçekçi ve pragmatik bir yolda ilerlediler.

1946’lı yıllarda CHP’nin kafası çok karışıktı. 2. Dünya Savaşı sonrası esen demokrasi rüzgârları nedeni ile üzerinde “çok partili yaşama geç” baskısı vardı. Öte yandan Sovyetler Birliği boğazların kontrolünde kendisinin de söz hakkı olmasını istiyordu. CHP’nin altındaki zemin hızla kayıyordu.  İçeriden dışarıdan müdahalelerle birlikte parti içinde de farklılaşma da hızla artıyordu. Rejim, aradığı desteği bulabilmek için kendini Kapitalist sisteme entegre olmak zorunda hissedecek, bu arada Köy Enstitülerinin ipi sert bir biçimde çekilecekti.

1952-53 İlk öğretmen Okulları Programı hiç de yabana atılır program değildir. Köy Enstitüleri 1953-1954 öğretim yılında kentlere öğretmen yetiştiren okullarla birlikte, ilkokul üzeri 6 yıl eğitim veren “İlk Öğretmen Okulları” olarak yeniden tanımlanıyordu. Bu arada kentlerdeki öğretmen okullarına yeni program üzerinden yaşamlarından bazı özellikleri de kattılar. El becerilerini geliştirici iş dersleri, müzik dersleri, resim dersleri; işlikler, laboratuarlar, meteoroloji istasyonları, bunların hepsi öğretmen adaylarını bir yandan topluma daha duyarlı yetiştirirken diğer yandan öğrencilerini okul yaşamına aktif katan unsurlardı.

Aslında Köy Enstitüleri misyonlarını henüz tamamlamış da değillerdi. Bunca yıl geçtiği halde anılmalarının bir nedeni de budur. Köy enstitülerine düşmanca bir tutum izlemeden kadrolarını, kurucularını tasfiye etmeden de yumuşak bir geçişle köye ve kente ilk okul öğretmeni yetiştiren bu kurumlar birbirine yakınlaştırılabilirdi.

Siyasi elitimiz -aldığı eğitim sonucu- hep devleti kurtarma modunda hareket ettiği için eskiyi yıkmadan, eskiyle hesaplaşmadan “yeniyi”(!) kuramıyor. Doğası gereği uzlaşma özürlü.

1952-53 programı ile “İlk Öğretmen Okulları” onlarla eklemlenen Eğitim Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okulları 1970’li yıllara kadar oldukça başarılı ve verimli bir dönem yaşadılar. Böylece Türkiye’de oldukça işlevsel ve kendine özgü bir öğretmen yetiştirme, yönlendirme sistemi ortaya çıktı. 

Bu sistem şöyle işliyordu:

Kendileri de bu okullardan yetişen öğretmenler kafası çalışan öğrencilerini ortaokul sonunda belli bölgelerde yapılan öğretmen okulu sınavlarına, parasız yatılı sınavlarına yönlendiriyorlardı. Bu sınavları kazanan öğrenciler okumak istedikleri ilk öğretmen okulunda sözlü bir sınava daha tabi tutuluyorlar, başarılı olurlarsa yatılı ya da gündüzlü olarak o öğretmen okulunda okumaya hak kazanıyorlardı. Bu okullarda okuyan öğrencilerin 3/2’si yatılıydı.

İlköğretmen okullarında son sınıfa geçen başarılı öğrenciler içinden öğretmenler kurulunca uygun görülenler, Yüksek Öğretmen Okulu’na yönlendiriliyordu. Yüksek öğretmende bu öğrenciler önce hazırlık sınıfı okuyorlar, sonra üniversite sınavlarına giriyorlar, başarılı oldularsa Fen ve Edebiyat Fakültelerinde Fizik, Kimya, Matematik okurken Yüksek Öğretmende formasyon alıyorlardı. Yüksek Öğretmen Yurdunda kalan parasız yatılı bu öğrenciler mezun olduklarında liselere, öğretmen okullarına sonra da Eğitim Enstitülerine öğretmen olarak atanıyorlardı. Diğer yanda İlköğretmen okulunu bitirip orta okulda öğretmenlik yapmak isteyenler Eğitim Enstitüsüne giriyorlar 2 yıl (1968 sonrası 3 yıl) okuduktan sonra ortaokullara branş öğretmeni olarak atanıyorlardı. Bu, bir birbirini besleyen öğretmen yetiştirme ve yönlendirme sistemiydi. Oldukça da orijinaldi.

1950- 1970 arasında bu sistem son derece iyi işledi, kaliteli öğretmenler yetişti. Toplumda öğretmenliğin saygınlığı arttı. Öğretmenler bu kurumlarda sınıflarında liderlik yapacak özellikte yetiştiriliyordu. Okulları ve öğrencileri yönetmesini biliyorlardı, kimden ne isteyeceklerini biliyorlar, kendilerini geliştirmeyi biliyorlar, gerektiğinde risk alıyorlar, topluma öncülük ediyorlardı. El becerisi gelişmiş, en az bir müzik aleti çalmayı bilir, alanına hâkim, sosyal ilişkilerinde etkiliydiler. Bu okullar öğrenciyi okul yaşamına aktif biçimde katardı. Öğretmen, demokratik gerçekçi, bilimsel, laik tutum ve alışkanlıklarla yetişirdi.

Bu dönem mezunlar arasından toplumumuzda iz bırakan önemli eğitimciler, bürokratlar, edebiyatçılar, bilim insanları, siyaset adamları çıktı.

Necati İlköğretmen Okulu ve Necati Eğitim Enstitüsü bu dönemi efsane iki müdürü Adnan Çakmakçıoğlu (ardağı) ile Osman Hatipoğlu elinde başarılı bir biçimde geçirdi. Adnan Çakmakçıoğlu dönemi demokratik ilişkilerde olgunlaşma, eğitime bilimsel yaklaşım dönemiydi. Osman Hatipoğlu dönemi ise öğretmenlik duygusu etrafında dayanışma, el ele verme, moral değerlerde buluşma ortaklaşma dönemiydi. Her ikisine de Allahtan rahmet diliyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Öte yandan farklılıkların üstünü örten, farklılık kabul etmeyen bir anlayış içinde asıl amaç kaynaşmış, bütünleşmiş bir Türk Milleti oluşturmak idi. Bu ideal için, sosyal-pragmatik tutum kazandırmak bir araçtı. Yazık ki amaç hasıl olmadı. İdeolojik hedefe pragmatik yoldan ulaşmayı benimseyen bu yaklaşım içinde milleti bütünleştirmek için el ele verecek liderler yerine birbirini yok etmeye çalışan iki gençlik grubu ortaya çıktı. 1970- 1980 yıllarının Devrimcileri ile Ülkücülerini ortaya çıkaran hikayenin özü budur.

Sonra da bu iki kanat arasındaki çatışmalar gerekçe gösterilerek önce Öğretmen okulları ve Enstitülerde yatılılık kaldırıldı (1973-74). Ardından öğretmen okulları kapatıldı Yüksek öğretmende hazırlık sınıfları kalktı (1974) Sonra Yüksek öğretmenin kendisi ortadan kalktı (1978). Nihayet Eğitim Enstitüleri 1979-80’den itibaren önce Eğitim Yüksek Okullarına giderek Eğitim Fakültelerine dönüştürüldüler.

YÖK’e ve üniversitelere bağlı Eğitim Fakülteleri ne bilimsel araştırma ve inceleme merkezi olabildiler ne de öğretmeni doğru yetiştirebilen kurum olabildiler.

Necati Eğitim Fakültesi her yıl 650 civarında mezun veriyor. Mezun ettikleri öğrencilerden okullara atanabilenlerin sayısı ise %10’u geçmez. Yanındaki İlahiyat Fakültesi çıkışlıların öğretmen olarak atanma oranı ise tahminimce bu okuldan mezun olanların yarısından aşağı değildir. 

Sonuç: Cumhuriyetin kuruluşunun 100. Yıl dönümünü kutlamamıza birkaç yıl kalmışken bugün, öğretmeni nerede nasıl yetiştirdiğimiz, okullara hangi kriterlere göre atadığımız belli değildir. (Yazıyla nokta)

Bu haber 222 kez okundu.
besob otel
Eğitim - 23:09 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    SINDIRGI İTTİFAKI
    Balıkesir’de gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde Ak Partili ve CHP’liler arasında sert tartışmalar yaşanırken, Sındırgılı üyeler tüm partilere örnek oldu. Birlik seçimlerinde oy kullanmak için Balıkesir’e gelen CHP’li Belediye Meclis üyeleri Mehmet Çetin, Asım Göksidan, Fikret Kavaklı, İYİ Partili Bülent Ata ile Sındırgı’nın AK Partili Belediye Başkanı Ekrem Yavaş Salih Tozan Kültür Merkezi’nde birlik beraberlik […]
  • 02
    TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?..
    İlhan Şeşen sevdiğine yazmış ama nakarat kısmını toplumumuzun ruh haline uyarlamamak mümkün mü? “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor” Tehlikenin farkında mısınız?.. Nasıl ayrıştığımızın, bölündüğümüzün?.. Kutuplaşmanın nerelere gidebileceğinin?.. Bayramdan tutun spora kadar ne hale geldiğimizin […]
  • 03
    EDREMİT BELEDİYE PERSONELİNDEN ÖRNEK DAVRANIŞ
    Edremit Belediyesi tarafından her gün hayırseverlerin katkılarıyla düzenlenen iftar yemeğini bu kez belediye personeli üstlendi. Edremit Belediyesi’nin düzenlediği iftar sofrası Ramazan ayının her akşamı vatandaşları gönül sofrasında buluşturmaya devam ediyor. Hayırseverlerin destek verdiği iftar yemeğinin giderlerini önceki gün belediyede görev yapan memur, işçi ve şirket personeli çalışanları karşıladı.Personelin katkıları ile Faruk Serpil Parkı içinde verilen […]
  • 04
    GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARI LÜKSÜ SEVİYOR!
    “Günümüzün Çocukları Lüksü Seviyor. Kötü Davranışları Var, Otoriteye Baş Kaldırıyorlar, Yaşlılara Saygıları Yok, Çalışmak Yerine Lak Lak Etmeyi Seviyorlar. Çocuklar Artık Evlerinin Hizmetçisi Değil, Tiranı. Anne Babaları Odaya Girince Ayağa Kalkmıyorlar. Onlara İtiraz Ediyorlar, Destek Olmak Yerine Laklak Yapıyorlar, Şapır Şupur Yiyorlar, Bacak Bacak Üstüne Atıyorlar, Öğretmenlerine Zulmediyorlar.”İkizlerle sohbet ediyorum. Baba, sizin döneminizde yaşamak isterdik. […]
  • 05
    PLEVNE’YE YAKIŞAN KUTLAMA
    19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Plevne Ortaokulu’nda coşkuyla kutlandı. Milli Mücadele’nin başlangıcının 100’ncü yılı kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, Plevne Ortaokulu 100 kişilik korosuyla şarkı ve marşlarını seslendirdi. Ritm, jimnastik ve kule gösterisi büyük ilgi gördü. Kutlamalar şiirle ve horon dansı programa renk kattı. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürkün sözleri öğrenciler […]

YAZARLARIMIZ

  • TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU!

    Türkiye de öğretmen yetiştirme 1970-1980 arasında bozulmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığının doğrudan kontrolünü yitirdiği Eğitim Fakülteleri döneminde ise akademik yaşam normları ile öğretmenlik mesleği umdeleri uzlaştırılamadı. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanları akademisyen ile eğitimci arasında iki cami arasında beynamaz durumu yaşadılar. Bu, öğretmen yetiştirmede geleneğe sahip çıkamamanın somut sonucuydu.  2000’li yıllardan sonra gelen AKP ise ortaya […]
  • TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?..

    İlhan Şeşen sevdiğine yazmış ama nakarat kısmını toplumumuzun ruh haline uyarlamamak mümkün mü? “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor” Tehlikenin farkında mısınız?.. Nasıl ayrıştığımızın, bölündüğümüzün?.. Kutuplaşmanın nerelere gidebileceğinin?.. Bayramdan tutun spora kadar ne hale geldiğimizin […]
  • ATATÜRK VE ANNESİ ZÜBEYDE HANIM

    Ben her Anneler Günü’nde paylaşırım bu iletiyi. Atatürk, annesini ziyaret edeceği zaman mutlaka yaveri ile “İzin verirse validemi ziyaret etmek istiyorum.” diye haber yollardı. Zübeyde Hanım, hazırlanır, saçlarını taratır, oğlunu beklerdi. Atatürk de bu ziyarette mutlaka büyük üniformasını giyer, yaverleriyle birlikte gelir, büyük bir hürmetle annesinin elini öper, onun duasını alırdı.Annesi oğlunun bu davranışından çok […]
  • NE YAPMALI?

    73 yıl önce ilk demokrasi denemesinde “Açık oy gizli sayım” yapılarak Demokrat Parti’nin seçimi kazanması nasıl engellenmişse, İmamoğlu’nun İBBB’yi kazandığı seçimin geçersiz sayılması da aynı mantıkla engellenmiştir. Aynı zarfın içindeki 4 oydan 3’ü geçerli sadece İBBB oyu geçersiz. O da yetmiyor; 7 asil üyenin 4’ü hayır deyince 4 yedek üyeyi de çağırıp karar alıyorlar. Bu […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • BİR YANIM BAHAR BAHÇE BİR YANIM DİRENİŞ

    Çiğdemler; kış ne denli sert geçerse geçsin; yaşam gücünü hatırlatır. baharı yaşar. Adımı öylesine seviyorum ki, öylesine içselleştirmişim ki ; adım gibi olmak için her şeye rağmen hayat doluyum. Adımın peşinden koşsam, tüm Anadolu’yu gezmem gerekir. Anadolu’nun özüne, geleneklerine, o güzelim insanlarımıza ulaşırım. Kazdağ Çiğdemi, Toros Çiğdemi, İstanbul Çiğdemi, Ankara Çiğdemi , Hitit krallarının ağzına […]
  • BU NE SAMİMİYETSİZLİK!

    Artık bıkkınlık verdi ama aynı sözlerle yazıma başlıyorum : “Balıkesir Kuva-yi Milliye’nin başkenti diyoruz… İstiklal Madalyası istiyoruz… Cesur Balıkesir, Yürekli Balıkesir unvanına talibiz…”Ama aradan 100 yıl daha geçse bu kafalarla bu unvanı da, o madalyayı da alamayacağımız açıkça görünüyor… Balıkesir ne yazık ki son bir ayda Atatürk, cumhuriyet ve Kuvayi Milliye konusunda hep sınıfta kaldı. […]
  • NAİPLİ KÖYÜ’NDEN- Fatma Zehra KÖSELEY

    Bugün günlerden Naipli Köyü.İlkokul 1.sınıftan 4.sınıfa kadar birlikte okuduğum sıra arkadaşım Bahriye Kandemir ile buluştum. Naipli köy fırınında annemin ekmek yaptığı fırın aynı yerinde duruyor. Anılar taa uzaklardan sıcacık ekmek kokusu ile buluşuyor. Bize ablalık yapan Gülsüm ablamız ile de görüştük. Gülsüm ablamız, kızkardeşim Hasene Füsun Öztop’u ve kardeşim Zeki’yi görünce gözyaşlarını tutamadı. Gülsüm abla, […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • GÜNEŞ UFUKTAN DOĞARKEN- İhsan DURAK

    Mayıs ayı, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi kuşakta, ilkbaharın kendini, en can alıcı güzellikte ifade ettiği, yaz mevsimini kucaklayan bir zaman dilimidir. Tanyeri ağarmadan önce, gecenin en karanlık zamanıdır. Bu durumu başka cümle ile ifade edersek; GECENİN EN KARANLIK ZAMANI, AYDINLIĞA EN YAKIN ZAMANDIR. Krallıkların, imparatorlukların sonunu sıcak ve soğuk savaşlar belirler. “Sonsuzluk” diye bir kavram […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • 19 MAYIS VE GENÇLER – Tanyol KIPÇAK

    Şimdiki çocuklar bilmez.. Gençler bile.. Unutturuyorlar çünkü.. Nasıl bilsinler ki?.. Benim çocukluğumda ,benim gençliğimde günler önceden hazırlıklar başlardı.. Okullarda sınıflar süslenir.. Krapon kağıtlarından kırmızı-beyaz kedi merdivenleri yapılır. Kağıttan bayraklar camlara yapıştırılır.. Bahçede provalar, trampetler, yavrukurtlar, izciler, özel kıyafetler… Bir heyecan,bir heyecan.. Bir gün kala uyku gözüne girmez.. Ayakkabılar eğer yeni alındıysa başucunda durur.. Mis gibi […]
  • “İŞÇİ KIYIMI VE ADALETSİZLİK” RAMAZAN DİNLEMEZ

    Ramazanın gelişiyle birlikte bir ritüel haline getirilen iftar programları da başladı. Bandırma Belediyesi 1350 kişiye Bandırma, Edincik ve Aksakal’da hayırseverlerin desteği ile iftar yemeği ikram ediyor. Bandırma’da Ortaokulu önündeki iftarlara katılanlara baktığımızda bu yıl öğrencilerin ağrılıkta olduğunu görüyoruz. Oruçlu oruçsuz birçok insan burada karnını doyuyor. Zaten olması gereken de bu değil mi? İnsanları “oruçlu oruçsuz” diye […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARI LÜKSÜ SEVİYOR!

    “Günümüzün Çocukları Lüksü Seviyor. Kötü Davranışları Var, Otoriteye Baş Kaldırıyorlar, Yaşlılara Saygıları Yok, Çalışmak Yerine Lak Lak Etmeyi Seviyorlar. Çocuklar Artık Evlerinin Hizmetçisi Değil, Tiranı. Anne Babaları Odaya Girince Ayağa Kalkmıyorlar. Onlara İtiraz Ediyorlar, Destek Olmak Yerine Laklak Yapıyorlar, Şapır Şupur Yiyorlar, Bacak Bacak Üstüne Atıyorlar, Öğretmenlerine Zulmediyorlar.”İkizlerle sohbet ediyorum. Baba, sizin döneminizde yaşamak isterdik. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 86.771
    -0,03%
  • ALTIN 247.77
    0,05%
  • DOLAR 6.044
    0,27%
  • EURO 6.747
    0,18%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link