21° Parçalı az bulutlu
  • EURO 6.39
  • DOLAR 5.69

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU!

Eğitim - 5 Mayıs 2019 23:09 A A

Türkiye de öğretmen yetiştirme 1970-1980 arasında bozulmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığının doğrudan kontrolünü yitirdiği Eğitim Fakülteleri döneminde ise akademik yaşam normları ile öğretmenlik mesleği umdeleri uzlaştırılamadı. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanları akademisyen ile eğitimci arasında iki cami arasında beynamaz durumu yaşadılar. Bu, öğretmen yetiştirmede geleneğe sahip çıkamamanın somut sonucuydu.  2000’li yıllardan sonra gelen AKP ise ortaya çıkan tahribatın üstüne deyim yerindeyse tüy dikti.

Bu bozulmanın ideolojik yapı ile doğrudan ilişkisi var. Ne demek istediğimi izin verin biraz açayım.

Bizde eğitimde modernleşme, Osmanlı devletini çökmekten kurtaracak, devlete sahip çıkacak asker-sivil elit yetiştirme ihtiyacından ortaya çıktı, eğitime ideolojik-politik müdahale içinde de gelişti (!). Öğretmen yetiştirme de bu süreçten payına düşeni aldı.

Köy Enstitülerini ortaya çıkaran, sonuçta toplumun, toplumsal değişimin ihtiyaç ve zorunluluklarıydı. Öğretmenlerin ancak üçte birinin öğretmen okulu çıkışlı olduğu koşullarda 12-13 yaşlarında çocukları bir yerde toplayıp, iş içinde sert bir biçimde şekillendiriyorsunuz. Bu yapıyı “demokratik” diye savunmak öyle kolay değil. Ne var ki Cumhuriyetin Kurucuları sonuçta halkın yaşamına dokunan bir yolda ilerlediler. Merkeziyetçi gelenek içinde hareket etseler de ellerindeki malzemeden kırsal alanı ekonomik ve sosyal yönden kalkındıracak lider yetiştirme gibi akılcı, gerçekçi ve pragmatik bir yolda ilerlediler.

1946’lı yıllarda CHP’nin kafası çok karışıktı. 2. Dünya Savaşı sonrası esen demokrasi rüzgârları nedeni ile üzerinde “çok partili yaşama geç” baskısı vardı. Öte yandan Sovyetler Birliği boğazların kontrolünde kendisinin de söz hakkı olmasını istiyordu. CHP’nin altındaki zemin hızla kayıyordu.  İçeriden dışarıdan müdahalelerle birlikte parti içinde de farklılaşma da hızla artıyordu. Rejim, aradığı desteği bulabilmek için kendini Kapitalist sisteme entegre olmak zorunda hissedecek, bu arada Köy Enstitülerinin ipi sert bir biçimde çekilecekti.

1952-53 İlk öğretmen Okulları Programı hiç de yabana atılır program değildir. Köy Enstitüleri 1953-1954 öğretim yılında kentlere öğretmen yetiştiren okullarla birlikte, ilkokul üzeri 6 yıl eğitim veren “İlk Öğretmen Okulları” olarak yeniden tanımlanıyordu. Bu arada kentlerdeki öğretmen okullarına yeni program üzerinden yaşamlarından bazı özellikleri de kattılar. El becerilerini geliştirici iş dersleri, müzik dersleri, resim dersleri; işlikler, laboratuarlar, meteoroloji istasyonları, bunların hepsi öğretmen adaylarını bir yandan topluma daha duyarlı yetiştirirken diğer yandan öğrencilerini okul yaşamına aktif katan unsurlardı.

Aslında Köy Enstitüleri misyonlarını henüz tamamlamış da değillerdi. Bunca yıl geçtiği halde anılmalarının bir nedeni de budur. Köy enstitülerine düşmanca bir tutum izlemeden kadrolarını, kurucularını tasfiye etmeden de yumuşak bir geçişle köye ve kente ilk okul öğretmeni yetiştiren bu kurumlar birbirine yakınlaştırılabilirdi.

Siyasi elitimiz -aldığı eğitim sonucu- hep devleti kurtarma modunda hareket ettiği için eskiyi yıkmadan, eskiyle hesaplaşmadan “yeniyi”(!) kuramıyor. Doğası gereği uzlaşma özürlü.

1952-53 programı ile “İlk Öğretmen Okulları” onlarla eklemlenen Eğitim Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okulları 1970’li yıllara kadar oldukça başarılı ve verimli bir dönem yaşadılar. Böylece Türkiye’de oldukça işlevsel ve kendine özgü bir öğretmen yetiştirme, yönlendirme sistemi ortaya çıktı. 

Bu sistem şöyle işliyordu:

Kendileri de bu okullardan yetişen öğretmenler kafası çalışan öğrencilerini ortaokul sonunda belli bölgelerde yapılan öğretmen okulu sınavlarına, parasız yatılı sınavlarına yönlendiriyorlardı. Bu sınavları kazanan öğrenciler okumak istedikleri ilk öğretmen okulunda sözlü bir sınava daha tabi tutuluyorlar, başarılı olurlarsa yatılı ya da gündüzlü olarak o öğretmen okulunda okumaya hak kazanıyorlardı. Bu okullarda okuyan öğrencilerin 3/2’si yatılıydı.

İlköğretmen okullarında son sınıfa geçen başarılı öğrenciler içinden öğretmenler kurulunca uygun görülenler, Yüksek Öğretmen Okulu’na yönlendiriliyordu. Yüksek öğretmende bu öğrenciler önce hazırlık sınıfı okuyorlar, sonra üniversite sınavlarına giriyorlar, başarılı oldularsa Fen ve Edebiyat Fakültelerinde Fizik, Kimya, Matematik okurken Yüksek Öğretmende formasyon alıyorlardı. Yüksek Öğretmen Yurdunda kalan parasız yatılı bu öğrenciler mezun olduklarında liselere, öğretmen okullarına sonra da Eğitim Enstitülerine öğretmen olarak atanıyorlardı. Diğer yanda İlköğretmen okulunu bitirip orta okulda öğretmenlik yapmak isteyenler Eğitim Enstitüsüne giriyorlar 2 yıl (1968 sonrası 3 yıl) okuduktan sonra ortaokullara branş öğretmeni olarak atanıyorlardı. Bu, bir birbirini besleyen öğretmen yetiştirme ve yönlendirme sistemiydi. Oldukça da orijinaldi.

1950- 1970 arasında bu sistem son derece iyi işledi, kaliteli öğretmenler yetişti. Toplumda öğretmenliğin saygınlığı arttı. Öğretmenler bu kurumlarda sınıflarında liderlik yapacak özellikte yetiştiriliyordu. Okulları ve öğrencileri yönetmesini biliyorlardı, kimden ne isteyeceklerini biliyorlar, kendilerini geliştirmeyi biliyorlar, gerektiğinde risk alıyorlar, topluma öncülük ediyorlardı. El becerisi gelişmiş, en az bir müzik aleti çalmayı bilir, alanına hâkim, sosyal ilişkilerinde etkiliydiler. Bu okullar öğrenciyi okul yaşamına aktif biçimde katardı. Öğretmen, demokratik gerçekçi, bilimsel, laik tutum ve alışkanlıklarla yetişirdi.

Bu dönem mezunlar arasından toplumumuzda iz bırakan önemli eğitimciler, bürokratlar, edebiyatçılar, bilim insanları, siyaset adamları çıktı.

Necati İlköğretmen Okulu ve Necati Eğitim Enstitüsü bu dönemi efsane iki müdürü Adnan Çakmakçıoğlu (ardağı) ile Osman Hatipoğlu elinde başarılı bir biçimde geçirdi. Adnan Çakmakçıoğlu dönemi demokratik ilişkilerde olgunlaşma, eğitime bilimsel yaklaşım dönemiydi. Osman Hatipoğlu dönemi ise öğretmenlik duygusu etrafında dayanışma, el ele verme, moral değerlerde buluşma ortaklaşma dönemiydi. Her ikisine de Allahtan rahmet diliyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Öte yandan farklılıkların üstünü örten, farklılık kabul etmeyen bir anlayış içinde asıl amaç kaynaşmış, bütünleşmiş bir Türk Milleti oluşturmak idi. Bu ideal için, sosyal-pragmatik tutum kazandırmak bir araçtı. Yazık ki amaç hasıl olmadı. İdeolojik hedefe pragmatik yoldan ulaşmayı benimseyen bu yaklaşım içinde milleti bütünleştirmek için el ele verecek liderler yerine birbirini yok etmeye çalışan iki gençlik grubu ortaya çıktı. 1970- 1980 yıllarının Devrimcileri ile Ülkücülerini ortaya çıkaran hikayenin özü budur.

Sonra da bu iki kanat arasındaki çatışmalar gerekçe gösterilerek önce Öğretmen okulları ve Enstitülerde yatılılık kaldırıldı (1973-74). Ardından öğretmen okulları kapatıldı Yüksek öğretmende hazırlık sınıfları kalktı (1974) Sonra Yüksek öğretmenin kendisi ortadan kalktı (1978). Nihayet Eğitim Enstitüleri 1979-80’den itibaren önce Eğitim Yüksek Okullarına giderek Eğitim Fakültelerine dönüştürüldüler.

YÖK’e ve üniversitelere bağlı Eğitim Fakülteleri ne bilimsel araştırma ve inceleme merkezi olabildiler ne de öğretmeni doğru yetiştirebilen kurum olabildiler.

Necati Eğitim Fakültesi her yıl 650 civarında mezun veriyor. Mezun ettikleri öğrencilerden okullara atanabilenlerin sayısı ise %10’u geçmez. Yanındaki İlahiyat Fakültesi çıkışlıların öğretmen olarak atanma oranı ise tahminimce bu okuldan mezun olanların yarısından aşağı değildir. 

Sonuç: Cumhuriyetin kuruluşunun 100. Yıl dönümünü kutlamamıza birkaç yıl kalmışken bugün, öğretmeni nerede nasıl yetiştirdiğimiz, okullara hangi kriterlere göre atadığımız belli değildir. (Yazıyla nokta)

Bu haber 323 kez okundu.
Eğitim - 23:09 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    F.E.T.Ö.
    Dönüp dolaşıp geldiğimiz yer aynı. Ve bu bağlamda trajikomik bir manzara karşımızda… Çünkü legal ya da illegal tüm köktendinci oluşumların devletle mücadelesi var. Anayasal kaide çok basitti aslında; Devlet, kendi varlığı dışında hiçbir oluşuma meydan vermemeliydi. Fakat türlü hesaplarla verilen tavizlerin neticesinde Anayasal düzene, demokrasiye, cumhuriyete doğrudan diş bileyen din kisveli oluşumlar doğdu, kök saldı, […]
  • 02
    KARESİ’DE LAVANTA HASADI
    Karesi Belediyesi’nin Kocaavşar Mahallesi’nde bulunan lavanta bahçesinde Belediye Başkanı Dinçer Orkan ve vatandaşlar hasat yaptı. Karesi Belediyesi tarafından geçtiğimiz yıllarda kırsal Kocaavşar Mahallesi’nde oluşturulan Lavanta Bahçesi’nde hasat yapıldı. Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan ve vatandaşların katılımı ile yapılan lavanta hasadı renkli görüntülere sahne oldu. Lavanta hasadına mahalle sakinleri de katıldı. Başkan Orkan vatandaşlar ve belediye […]
  • 03
    ALEVİLER ÜVEY EVLAT MI?
    CHP Balıkesir Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Ensar Aytekin, Alevi köylerinin ‘baraj yapacağız’ diyerek boşaltıldığını,  Alevi köylerine yol yapılmadığını iddia etti. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Kurum’un yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren CHP’li Aytekin, Alevi vatandaşların yaşadığı bölgelerde hizmet alımlarında ayrımcılık yapıldığını öne sürdü. “Alevi, Çepni ve Türkmen köyleri hizmet alımlarında adeta üvey […]
  • 04
    BASİAD’DAN “YÜZ AKI” FİRMALARA KUTLAMA
    Balıkesir Sanayici ve İş Adamları Derneği (BASİAD) Türkiye’nin ilk 500 ve ikinci 500 sanayi şirketi arasına giren Balıkesirli firmaları kutladı. BASİAD yönetim kurulu son toplantısında Türkiye’nin ilk 500 Sanayi Kuruluşu ardından ikinci 500 çalışmasının açıklanmasının ardından konuyu, ülke ve Balıkesir ölçeğinde değerlendirdi.Toplantının ardından açıklamalarda bulunan BASİAD Başkanı Abdullah Bekki, “2018 yılında üretim yaparak; katma değer […]
  • 05
    BU TEKLİFLER DE REDDEDİLİR Mİ
    CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın öğrencilerin devlet yurtları ile toplu ulaşım araçlarından ücretsiz yararlanması  için hazırladığı kanun teklifleri TBMM Genel Kurulu’nda iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın 25 milyon öğrenci ve ailesini yakından ilgilendiren kanun teklifleri TBMM Genel Kurulu’nda iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP’li Akın, öğrencilerin devlet yurtları ile toplu ulaşım araçlarından […]

YAZARLARIMIZ

  • MUHALEFET, SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIR MI?

    İstanbul halkı 31 Mart seçimlerinden sonra yaşanan sürece tepkisini 23 Haziran seçiminde İmamoğlu’na verdiği açık ara destekle ortaya koydu. Bunun muhalefet ve iktidar üzerinde farklı etkileri olacağı belliydi. Muhalefet sistem değişikliğine odaklanır, umutlanırken AKP içinde Partili Cumhurbaşkanın belirlediği politikalar ilk kez ciddi yoğunlukta tartışılmaya başlandı. AKP’de yol ayrımı daha bir netlik kazandı. İstanbul seçimi sonrası […]
  • GECİKMİŞ BİR İNAL YAZISI

    Dağ taşın “hukuklu” olduğu ülkemizde nesli tükenen gerçek hukukçulardandı. Kısa bir süre önce kaybettik. Turgut İnal; Balıkesir Barosu ile özdeşleşmiş değerli bir kimlikti. Gerek hukuk tarihine gerekse Balıkesir dünyasında iz bıraktı. Çok yönlüydü. Koleksiyonerdi. Arşivciydi. Her zaman belgelerle konuşur, çantasından her konuyla ilgili doküman çıkardı. Şaşırtırdı. Mesleğine saygılıydı. Siyasi hayatında başına gelmeyen kalmamıştı. Aynı zamanda […]
  • OĞUZ BOYLARI

    Selçuklu Devleti’nin yaşadığı yıllarda ve Moğolların önünden kaçan ya da onların ardından çeşitli şekillerde pek çok Oğuz boyu Anadolu’ya gelmeye devam etti.İlhanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Anadolu’nun doğusunda kurulan devletler, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen devletleri kısa zamanda güçlenip sınırlarını kapayınca, Asya’dan Türkmen göçü tamamen durdu. Hemen bunların ardından başlayan ve yüzyıllar süren Osmanlı-Safevi sürtüşmeleri hudut boylarını geçilmez […]
  • “DİNİKÛM PARA İMANIM MANGIR”

    Dini imanı para olanlar için kullanılır. Hani şu her gün bir yenisini duyduğumuz helal haram nutukları atıp el altından milletin parasını iç edenler için. Samimi Müslümanların gerçeği görmeleri için daha ne olması gerekiyor? Sadece Dalaman-Fethiye orman yangınının kısa sürede söndürülemeyişi bile milletin nasıl soyulduğunu anlamaya yeter de artar, ama anlamak isteyene. Orman bakanı Orman yangınlarını […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • CHP’Lİ KIRLI’NIN KİTABI VE ÜSTLENDİĞİ TARİHİ MİSYON

    “Bu kitap satın alındığı zaman çok seviniyorum. Çünkü bu kitaptan elde edilen gelir ile bu kitabın devamı olan ikinci kitap basılacak.” İfadeleri şehrimiz Balıkesir’e uzun yıllardır kültür hizmetinde bulunan Kitapçı Tivoli’nin sahibesi Sibel Kutluel Rodoplu’ya ait. Zaten satın aldığım kitabın öneminin farkındaydım. Bu bilgiyi de öğrenince kitabı iyi ki alıyorum dedim. Ve daha çok kimselere […]
  • T.C’DEN TCDD’NİN KARA TRENİ’NE!

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin T.C. ile ilgili önergeyi anlaşılmaz bir şekilde reddetmesinin ardından konu unutturulmak istense de  bir şekilde gündeme geliyor. Politika gazetesinden arkadaşımız Tarık Sürmelioğlu,“T.C. değil Türkiye Cumhuriyeti yazın” başlıklı yazısında olaya değişik bir açıdan yaklaştı. Sürmelioğlu, 16 Mayıs’ta  Kuva-yi Milliye Günü’nde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz‘a seslendi ve şunları yazdı: “Kuva-yı Milliye […]
  • BALYA-AKBAŞ… Fatma Zehra KÖSELEY

    Gideceğimiz Balya Akbaş Köyü 5 km mesafede. Köylünün üretimden gelen gücünün yarattığı değerin kıymetini bilen biz iki kardeş son durağımıza bir an önce varmak için hiç mola vermiyoruz. Akbaş Köyü kahvesinde oturup nefes alıyor ve bir orta şekerli kahve içiyoruz. Tanışımız ve eski bir dostumuzu soruyorum. Zafer Akçay. Balıkesir’den emekli olup köyüne dönenlerden . Baba […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘BİZ 9 KARDEŞİZ’- İbrahim ERGÜL

    Hafta sonu Balıkesirliler Dernekleri Platformu’nun (BALDEP) Gönen’de gerçekleştirilen 8’nci çalıştayını takip ettim.Programın termal oteldeki ikinci bölümü yarım saat geç başlayınca,benim gibi toplantıya saatinde önce gelen Ahmet Akın’la daha geniş sohbet etme fırsatım oldu. Ahmet Akın’ın TBMM de Balıkesir’i temsil eden dokuz milletvekilinden biri olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Balıkesir milletvekili Ahmet Akın’la daha […]
  • ÜNLÜ- ŞANLI LAK LAKÇILAR LÜP LÜPÇÜLER

    İnsan, boş gezenin boş kalfası olunca; kalfalığın zor zanat olduğuna inanıyorsun. İnanmanın ötesinde,  kendine bir yaşam biçimi olarak seçiyorsun. Ülkemizde emekli olacağına öl daha iyi. Varlığın, vatana millete dert. Kalan tüm ömrün boyunca bakılacaksın. Bakılıyorsan, bakıldığın başına kakılacak. Kendisine ergin, olgun insan dediğimiz insanların başına yük olacaksın. Ortalıkta, itilmiş, kakılmış olarak yaşayıp, ömür vadenin bitmesini […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • TURGUT İNAL… TANYOL KIPÇAK

    Hukukçu kimliğinin yanı sıra “girişimci” karakteri ile hep ön plana çıktı..Demokrasi mücadelesini “ siyasi platformda” sürdürmenin yanı sıra yazdığı kitaplar ile de ölümsüzleştirdi…Baro Başkanı olduğu dönemde yine demokrasi için düzenlediği konferans ve çalıştaylar ile ülke çapında ses getirdi..Hukuk, turizm, medya sevdasının her zaman içini doldurdu doya, doya yaşadı..Yüzlerce makaleye imza attı..Herkesin, hepimizin olduğu gibi seveni […]
  • CHP’DE KİRLİ SİYASET ZAMANI

    Geçtiğimiz günlerde bir sahte sosyal medya hesabı üzerinden önce bana, ardından da Belediye Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Metin Ok’a saldırıda bulunuldu. İki saldırıda da ortak noktalar çok. Öncelikle benim geçtiğimiz günlerde kent konseyi seçimleri öncesi kaleme aldığım yazıda CHP’nin Barış Tütüncü’yü Murat Ergöz’ün yürütme kurulu listesinden aday göstererek taraf olmasını eleştirmem ve bununla birlikte yıllardır […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • AYVALIK, LÜMPENLİK VE GELECEK

    Cuma akşam saatlerinde Ayvalık’a geldim. Ağbim, birader çok sevdiğim arkadaşım geldi. Yarın sabahtan birlikteyiz. Programı sen yap. Akşam da uygun bir yerde yemeğimizi yiyelim, dedi… Cumartesi sabahtan evden yürüyerek çıktık. İlk molayı Sakarya Mahallesi Avcılar kulübüne ait çay bahçesinde mola verdik. Çayımızı keyifle içtik. Oradan arka sokaktan(Edremit Caddesinden) Ayvalık merkeze doğru yürüdük. Sefa caddesine girdiğimiz […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 99.500
    1,50%
  • ALTIN 256.99
    -0,49%
  • DOLAR 5.692
    -0,35%
  • EURO 6.386
    -0,29%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link